3 Temmuz 2010 Cumartesi

Kılıçdaroğlu, Trabzon Mitinginde Konuştu

Trabzon’da konuşan CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU: “Trabzon meydanından söylüyorum. İnsan; düşüncesi, fikirleri ve etkinliği ile Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır. İnsana saygı duyacağız. İnançlarına saygı duyacağız” dedi.



CHP’nin yeni Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Trabzon Atatürk Alanı'nda Trabzon’lu seçmenlerle buluştu. Kılıçdaroğlu’nu dinlemeye Trabzon Merkez, köy, belde ve ilçelerden ve komşu illerden özellikle işçiler, memurlar, emekliler, eski bürokratlar ve gençler katıldı. Miting alanında orta yaşın üzerindeki vatandaşlar daha yoğunlukta idi. Miting alanında dindar kesimin yanında başörtülü hanımların izlemeye geldikleri gözlendi.

Kılıçdaroğlu'na Trabzon gezisinde Genel Başkan Yardımcıları Hakkı Süha Okay, Haluk Koç, Gaye Erbatur, Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, CHP Trabzon İl Başkanı Volkan Canalioğlu, Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç, bazı parti yöneticileri ve bazı CHP milletvekilleri, bazı basın mensupları da eşlik etti.

Boynunda Trabzonspor atkısı olduğu halde Trabzon’dan partililere seslenen KILIÇDAROĞLU:

"Bir dönem belediye başkanlığınızı yapan arkadaşımız da burada, Volkan başkanı seviyorsunuz değil mi? Volkan başkan size hizmet etti değil mi?

Geçmişteki hatalarımızdan ders çıkarıyoruz. Volkan başkanı yeniden siyasette etkin göreve getirmek de bizim boynumuzun borcudur. Geçmişteki hatalarımızdan hepimiz ders alacağız. Seçim geldiği zaman bölünmeyeceğiz, ayrışmayacağız, bizi bölmek isteyenlere izin vermeyeceğiz.


Halkın iktidarını kurmak için çaba harcayacağız. Bu 'aldatanlar ve kandıranlar partisi' veya 'adaletten kaçanlar partisi'. Neden adaletten kaçanlar partisi diyorum; çünkü 2002'de söz verdiler, dediler ki, 'Dokunulmazlıkları kaldıracağız'… Ne oldu kaldırdılar mı? Siz şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hayali ihracatçı milletvekili görmek ister misiniz? Peki, siz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ihaleye fesat karıştıran milletvekili görmek ister misiniz? Parlamento da kalpazan ister misiniz? Hayır değil mi?

Peki, siz parlamento da milleti için çalışan, halka hizmet eden, bunu namusu bilen milletvekilleri görmek istemez misiniz? İşte onun yolu, Cumhuriyettir”
dedi.

Kılıçdaroğlu, insanların inancı, düşüncesi ve etnik kimliğiyle Allah'ın yarattığı en yüce varlık olduğunu, kimsenin düşüncesi, inancı ve etnik kimliği nedeniyle sorgulanamayacağını belirterek: “Trabzon meydanından söylüyorum. İnsan; düşüncesi, fikirleri ve etkinliği ile Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır. İnsana saygı duyacağız. İnançlarına saygı duyacağız.

Biz Halk Partisiyiz. Biz ayrışmayacağız, ayrılmayacağız. Bizim inançlarımızı da ayıramazlar.

İnsanın inancı siyaset konusu olamaz. Siyasetin konusu başka: İşsizliktir, yoksulluktur, aştır. Siyasetin görevi, Karadeniz'i GAP'a bağlamak, Trabzon'dan GAP’a yol yapmaktır. Trabzon'u GAP'a bağlayan yollar yaptığınız zaman, göreceksin nasıl kardeşlik türküleri söyleniyor bu coğrafyada ''
diye konuştu.

"Bu meydandan defalarca sözler veren Başbakan'ı dinlediniz. Düşündünüz ki, Başbakan sözünü tutar. Ama bu Başbakan sizin bildiğiniz başbakan değil, sözünü tutmayan bir başbakan. Ama biz Trabzonspor'un yaptığı devrim gibi, ülkede bu devrimi Trabzon'dan, Adana'dan, Edirne'den başlatacağız. Ben başbakan olduğumda, bakın stat nasıl yapılırmış göreceksiniz.


“Trabzon sadece sporuyla değil, kültürü ve üniversitesiyle bir dünya markası olmaya devam ediyor. Trabzon bu bölgenin incisi olmak zorundadır"
şeklinde konuştu.

Konuşmasında, fındık üreticilerinin sorunlarına da değinen Kılıçdaroğlu, fındık üreticisinin alın terinin karşılığını alamadığını belirterek, CHP iktidarında fındık borsasını kuracaklarını, FİSKOBİRLİK'i de yeniden etkin hale getireceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, fındık üreticisinin AK Parti'nin yanlış politikaları yüzünden yurt dışındaki spekülatörlere teslim edildiğini savunan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Karadeniz'de fındık üreticisi perişan durumdadır. Üreticinin alın teri olan Fiskobirlik'i bile batırdılar. Koca birlik borç batağı içinde. CHP iktidarında Fiskobirlik'i eski günlerine kavuşturacağız" dedi.

Kılıçdaroğlu, dün de sınırı ziyaret ettiklerini hatırlatarak, ''Dün sınırın sıfır olduğu noktadaydık. Bu ülkeyi bekleyenleri gördük. Yanında arkadaşları şehit düşen askerleri dinledik. Onlar bizim onurumuzdur. Onurumuzu korumak da bizim görevimizdir''
dedi.

Büyüme rakamlarına da değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
''Geçen gün Başbakan açıkladı, 'Büyüme çift rakamlı arttı' diye. Fındık üreticisinin, emeklinin eline geçen para, esnafın kazancı çift rakamlı arttı mı? O zaman bu çift rakamlı artıştan kim pay kaptı?Sandık önünüze gelecek, hep beraber AKP iktidarından bunun hesabını sormaya var mısınız? Biz halka hesap vermeyi namuslu bir görev olarak kabul eden bir siyasi anlayıştan geliyoruz. Bunların hesabını sormak bizim boynumuzun borcudur'' dedi.

Alanda bulunanlara ''Trabzon'da işsizlik var mı?'' diye soran Kılıçdaroğlu, ''Var'' karşılığını alması üzerine:

''Peki AKP milletvekillerinin ve Recep Bey'in çocukları için de işsizlik var mı? O zaman sormamız lazım. Nasıl halk için işsizlik oluyor da sizin çocuklarınız için olmuyor'' dedi.

Hükümetin ücretlere yaptığı zamla temel tüketim mallarına yapılan zammın karşılaştırılması halinde vatandaşın içinde bulunduğu geçim sıkıntısının açıkça görüleceğini de ifade eden Kılıçdaroğlu:
''Bunlar ceplerini doldurdular. Halkı yoksullaştırdılar. Biz diyoruz ki, önce halk zenginleşecek. Rantın iktidarını alaşağı edeceğiz. Recep Bey'in ezberi bozulacak. Ezberi bozulması yetmez, düzenini de bozacağız'' dedi.

Kılıçdaroğlu, yurt gezilerinde kadınlar ve gençlerin partisine gösterdiği yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek:
''Kadınlar ve gençler siyasete el koymak üzeredir. Onları göreve çağırıyorum'' dedi.


HABER ve FOTOĞRAFLAR: Muhammet YAVRUOĞLU

MİTİNGTEN GÖRÜNTÜLER:









2 Temmuz 2010 Cuma

KILIÇDAROĞLU, 3 TEMMUZ’DA TRABZON’A GELİYOR



CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal
KILIÇDAROĞLU, 3 Temmuz 2010 Cumartesi günü saat: 13.00’de Trabzon Taksim Meydanı belediye binası önünde halkın karşısına çıkacak.


Olağandışı bir şekilde CHP Genel Başkanlığından ayrılan Deniz BAYKAL’dan sonra, CHP Genel Başkanlığına Seçilen Kemal KILIÇDAROĞLU, Yurt Gezilerine devam ediyor.

KILIÇDAROĞLU, 3 Temmuz 2010 Cumartesi günü saat: 13.00’de Trabzon Taksim Meydanı belediye binası önünde halkın karşısına çıkacak.


Trabzon eski belediye başkanı Volkan CANALİOĞLU’nun İl Başkanlığını yaptığı Trabzon CHP teşkilatı harıl harıl hazırlıklarını sürdürüyor.
Halkın tabiri ile kantara, yani Trabzon halkının karşısına çıkacak olan CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU’nun halk üzerinde nasıl bir intiba bırakacağı merak konusu oldu.

Partisinin eski statükocu tavrını devam ettirip ettirmeyeceği ve hala partideki etkinliklerini sürdüren ve politbüro olarak nitelenen ve şimdiye dek halkın inançlarını pek dikkate almayan ve bu nedenle halktan tepki almalarına rağmen, kendilerine özgü ve halkçı olduğunu düşündükleri politikalarını inatla sürdüren bazı etkin CHP kurmaylarının halkın yapısına uygun düşmeyen eski politikalarını sürdürüp sürdürmeyecekleri, partinin önünü açıp açmayacakları ve Genel Başkan KILIÇDAROĞLU’nun işlerini kolaylaştırıp kolaylaştırmayacakları ve bu anlamda KILIÇDAROĞLU’nun da partiye hâkim olup olamayacağı hususları merak ediliyor.

CHP’nin Mitinginde Halk; partinin iktidara aday yeni bir CHP mi, yoksa muhalefette kalmaya dünden razı, malum o bildik eski CHP’nin bir devamından yana mı gidişatta olup olmadığına karar verecek.

HABER: Muhammet YAVRUOĞLU

1 Temmuz 2010 Perşembe

Ahmet ÖZDEMİR Hoca'nın Hanımı Hakk’a Uğurlandı

Trabzon İli, Arsin İlçesi, Yeşilyalı (Falkoz) Beldesi Kur’an Kursu Hocalarından Ahmet ÖZDEMİR Hoca’nın Hanımı Hakk’a Göçtü.


Trabzon’umuzun yetiştirdiği değerli ilim adamlarından, Türkiye’de ve İslam dünyasında yaptığı hizmetlerle tanınan, yetiştirdiği ehli Kur’an ile meşhur Arsin İlçesi, Yeşilyalı(Falkoz) Beldesi Kur’an Kursu Hocalarından Ahmet ÖZDEMİR Hoca'nın Hanımı Fatma ÖZDEMİR, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
ARŞİV: 06.08.2009- Mevlüt ÜZÜM Baba'nın Cenazesinden
Ahmet Hocanın muhterem eşleri merhume Fatma Hanımın cenazesi, bugün (01.07.2010 Perşembe günü) öğle namazına müteakip Yeşilyalı(Falkoz) Merkez Camiinde kılınan cenaze namazından sonra dualarla aile mezarlığında defnedildi.

Merhume Fatma hanımın kalp krizi sonucu vefat ettiği ve cenazeye katılan takriben 5.000 kişilik yoğun kalabalık cemaat nedeniyle büyük izdihamın yaşandığı bildirilmiştir.

Merhume Fatma ablamıza Yüce Allah'tan rahmet ve başta değerli hocamız Ahmet ÖZDEMİR olmak üzere aile efradına, , eş dost, akraba ve sevenlerine sabırlar, metanetler ve hayırlı ve uzun ömürler dileriz.


HABER ve FOTO: Muhammet YAVRUOĞLU

30 Haziran 2010 Çarşamba

TRABZON LİSESİ ‘NİN 123. YILINDA MEZUNİYET TÖRENİ

Trabzon Lisesi’nin Kuruluşunun 123.Yılında, 2009/2010 Öğretim Yılı Mezunlarının Mezuniyet Töreni Coşkulu Bir Şekilde Yapıldı.


Trabzon Lisesi’nin Kuruluşunun 123.Yılında, 2009/2010 Öğretim Yılı Mezunlarının Mezuniyet Töreni Coşkulu Bir Şekilde Yapıldı.
Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende renkli anlar yaşandı.
Trabzon (Anadolu) Lisesi Müdürü Ömer Eyüboğlu, Trabzon Lisesinin, Trabzon'un gurur kaynağı olduğunu ve okulun 123. Kuruluş yılı olan bu yılda mezun verdikleri öğrencilerin kendilerini onurlandırdığını söyledi.

Trabzon Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, Trabzon Lisesi'nin Trabzon'un en önemli eğitim kurumlarının başında geldiğini belirtti. Yeni mezunlara hayatlarında başarılar dileyen Müdür Sandıkçı, Trabzon Lisesi'nin yeni eğitim-öğretim yılına da Fen Lisesi statüsünde öğretime başlayacağını duyurdu.

Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ise, kendisinin de bir Trabzon Lisesi mezunu olduğunu ve bundan gurur duyduğunu ifade etti. Gümrükçüoğlu öğrencilerin mezun olmalarıyla eğitim hayatlarının bitmediğini, bundan sonra da çalışmaya durmaksızın devam etmeleri gerektiğini söyledi.
Milli Eğitim Müdürü Selim Yavuz Sandıkçı, okul birincisi, ikincisi ve üçüncüsü olan öğrencilere bazı hediyeler verdi.
Trabzonspor Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu da, dereceye giren öğrencilere Trabzonspor'un resmi ürünlerinden hediye etti ve hayatlarında başarılar diledi. (Kaynak: Haber61)

FOTOĞRAFLAR: Haber61
Trabzon Lisesi’nin 123. Kuruluş yıldönümünü kutlaması, 2009/2010 Öğretim yılı mezunlarını vermesi ve öğretmenlikte 30 hizmet yılını doldurması nedeniyle Trabzon Lisesi Müdürü Ömer Eyüboğlu’nu tebrik eder, Trabzon Lisesi’ne ve Eyüboğlu’na ve şimdi hayatta olan okul öğretmenlerine daha nice yıllar temennisiyle ebediyete irtihal eden öğretmen ve okul mezunlarına da Allah’tan rahmet dileriz.

HABER: Muhammet YAVRUĞLU-Trabzon Lisesi 1970/71 Yılı Mezunu

Gürcüstan ziyaretinin ardından.

Mayıs 2010 yılınada gittiğim Gürcüstan 1960 lı yılları yaşıyor.
Kısa süreli olarak gittiğim Gürcüstan'da ne yazık ki;
bol sefalet,
az umut ve beklentileri olmayan tembel bir ülke gördüm.
erkekleri tembel bir ülke gördüm

Haber: Harun Yavruoğlu

24 Haziran 2010 Perşembe

Örnek MUHTAR çalışıyor...

Akçaabat Doğanköy Beldesi Muhtarı Bitti YAZICI, kene ve karasineğe karşı mücadele başlattı.

Muhtar Bitti YAZICI:
"Bu yıl yaylalarımızda karasinek ve kenelerin arttığı gözlenmektedir.

Vatandaşlarımızın karasinek ve kenenin hayvanlarımızı rahatsız ettiğini bildirmesi üzerine Akçaabat İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaatta bulunduk. İlçe Tarım Müdürlüğü Teşkilatı talebimizi uygun görerek, harekete geçti. İlçe Tarım Müdürü İbrahim NEZİR, 2 Veteriner Hekim görevlendirdi.

Veteriner Hekimlerle birlikte yaylamıza çıkarak, halkımızın yaylada barındırdığı hayvanları ilaçladık. Ayrıca Veteriner Hekimlerimiz kene konusunda halkımızı da bilgilendirdiler.


Akçaabat Doğanköy Beldesi halkı adına İlçe Tarım Müdürümüz Sayın İbrahim NEZİR’e ve Veteriner Hekim arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.

Halkın sesine kulak vermesi, örnek çalışmaları ve gösterdikleri gayretler nedeniyle Doğanköy Beldesi Muhtarı Sayın Bitti YAZICI’yı kutluyor, Akçaabat İlçe Tarım Müdürü Sayın İbrahim NEZİR’e ve Veteriner Hekimlerimize teşekkür ediyoruz...

“Halka hizmet, Hakk'a hizmettir” ilkesini dikkate alarak, diğer bütün yöneticilerimizin de muhtarımız gibi özverili çalışmasını can-ı gönülden diliyor, onların da haberlerini yapmak istiyoruz.

Haber & Foto : Mustafa Türkyılmaz

ŞİMDİ YAYLA ZAMANI: HAYDEN YAYLAYA…

Türkiye’m, Cennet Vatan Türkiye’m: bir yeryüzü cenneti… Hele de Karadeniz Bölgesi… Ve hele de Doğu Karadeniz Kesimi… Dağları, bayırları, vadileri, ovaları, akarsuları, pınarları, ormanları, renk renk çiçekleri, ağaçları, bağları… Hele de Trabzon… Dünya Cenneti sanki…




Yaz ayları gelince ağaçlara nasıl su yürüyorsa, insanlarda da bir canlılık görülür. 80’lik nineler ve dedeler, yürümekten, halsizlikten, eklem ve romatizma ağrılarından şikâyeti olanlar, ahlayıp, puflamaları sanki unutmuş gibi olurlar yaylaları görünce… Gönüllerde sanki bahar gülleri açar. Yüzlere gülücükler olarak, güller gibi güzelleşir. Hele de mezere ve yaylaları görünce insanlar daha geç niye doğmadım der gibi yüreklerinden neşe fışkırır adeta…

Doğanköy Beldemiz, Akçaabat’a bağlı şipşirin bir belde… Merkez ve ona bağlı mezere ve yaylalar, vazgeçilmezlerimiz. Göç zamanları, yaylalara çıkarken de dönerken de bambaşkadır. Temiz havanın insan ciğerlerini bütünüyle doldurduğu, engin manzaranın insana verdiği huzur, dağ, dere ve tepelerde büyüyen rengârenk çiçekler, türlü türlü renk ve tonlarda açan yapraklar, yeşilin tonlarıyla bezenmiş ağaç, çimen ve yeşillikler, uçuşan rengârenk kelebek, böcekler ve kuşlar adeta insanı büyüler. Yazın sumaklar, sarıçiçekler, güzün var-git çiçekleri insanı duygu seline kaptırır. Kırlarda, otlaklarda, pınar başlarında dolaşan inekler, koyunlar kuzular, peşlerinde dolaşan büyüklü küçüklü çobanlar, onların oyun ve bağrışmaları insanları bir başka dünyaya taşır.

Peki, bu güzel yaylalarımızı yeterince değerlendiriyor, yaylarımızdan layıkıyla yaralanabiliyor muyuz? Bu yaratılmış yeryüzü nimet ve cennetlerini maalesef hor kullanıyoruz. Ağaçlarını rastgele kesiyor, kırıyor, yakıyor, yaylaların düzenini kendi ellerimizle yok ediyor, kesilen ağaç ve fidanların yerine yenisini dikmiyoruz. Eski ormanların yerinde şimdi yeller esiyor. Artık yaylalarda ya tüp kullanıyor ya da bir kucak çalı için ta kilometrelerce uzaklara gitmek zorunda kalkıyoruz. Hâlbuki ormanlarımızı mantıklı kullanmış olsaydık, hemen yanı başımızda olacak olan ormanlardan azami şekilde yaralanabilecektik.

Ya inşaatlarda kullanmak üzere bilinçsizce kesilen ağaçlar bugün ormanlarımızı yok olma noktasına getirmiştir. Yüce Allah tarafından insana bahşedilen yeryüzü cennetleri yok edilip gidiyor. Gurbetlerden gelenler ne düşünür, bilemem. Ama uzaklardan bakıldığında; fotoğraflarından da daha güzel bir şaheser tablo ile hem de canlı bir tablo ile karşı karşıya kalmaktan dolayı, içimiz sevinçle dolar. Yaylaların ve ormanlarının barındırdığı kuşların ve böceklerinin sesleri, huzurlu yaşamın ilk işaretleridir.

Bir ülkenin kalkınması için gerekli kaynakları vardır. Bunların başında turizm gelmektedir. Beldemizin yaylalarını gezmeye gittiğimizde; o beldenin korunmuş Allah vergisi coğrafi güzelliklerini, kaynaklarını ve yerel mimari ve kültürel değerlerini, beldemize kattığı özel farklılıkları görür, yaşar ve etkileniriz. Bu güzelliklerden ve yaşadıklarımızdan ayrılırken, sanki eksik bir şeyler kalmış duygusuyla, bu yörelere tekrar, tekrar gelmek isteriz...

Öncelikle, Belde sakinleri olarak, turizmden önce Tarım Müdürlüklerinin ve Orman Bölge Müdürlüklerinin denetiminde yaylalarımıza bol miktarda meyve ve çeşitli ağaç ve kültür bitkileri dikmeliyiz. Evlerin etrafında çiçek bahçeleri oluşturmalıyız. Böylece ancak Avrupai anlamda ünlü bir belde olabiliriz. Beldemiz ve yayla yol kenarlarına, yaz kış yeşil olan ve de çok büyümeyen ağaçları dikmeliyiz. Artık Allah’ın bizlere ikramı olan bu nimeti en iyi şekilde kullanmak ve korumak için çaba harcamalıyız. Yaylalarımızı kuru birer yayla olmaktan çıkarmalıyız. Sadece yazları yaylalardan faydalanan değil, yaz kış yararlanacak şekilde yayla kentleri oluşturmalıyız.

Tabi yaylalarımızı beton yığınları haline getirip, yüksek bina yapmaktan, betonları yığmaktan ve ilkellikten kurtarmalıyız. Yol kenarlarına aydınlatma direkleri konulmalı, kuşların yuva yapmaları için hazır yuvalar alıp, onları buralara çekmenin ve yaylaların özelliklerini bozmadan huzurlu yaşam ortamları oluşturmalıyız. Aksi halde yaylalarımızı başkalaştırmanın hiç kimseye faydası olmaz.

Dünyada sağlıklı yaşam ve sağlıklı yeni nesiller için gelecek nesillerini düşünen ülkeleri örnek almalıyız. Tabii sadece eskiyi koruyarak, yaylalarımızı korumuş sayılamayız. Yaylalarımız elden çıkmadan şimdiden en iyi şekilde planlamalıyız. İnşaat ve peyzaj malzemelerindeki son yıllardaki gelişmelere rağmen, yapıların mimarilerinin birbirinin taklidi olmamasına ve yaylaları çirkinleştirmemesine, çevre bilinciyle çok dikkat etmeliyiz.

Bu amaçla Trabzon valiliğinin bu konuda birçok projesi bulunmaktadır. Onlardan yararlanmalıyız. Evsel çöpleri gelişi güzel etrafa saçmamalı, onları belediye ekiplerine teslim ederek, yaylalarımızı kirletmekten şiddetle kaçınmalıyız. Kanalizasyon ağları yapılana kadar fosseptikleri itinalı düzenlemeli, çevremize zarar vermemeliyiz.

Yaylarımız ve yayla turizmimiz canlanmalı. Bu işlem yeterince değerlendirildiğinde yeni kazanç kapıları açılır ki, birçok işsizimize ekmek kapısı olması mümkündür.

Turizm kentlerimiz için her zaman söylenen bir ortak söz vardır. "Dışa açılan pencerelerimiz" diye… Yaylalarımız da dışa açılan pencerelerimiz olabilir. Yeter ki, işin bilincinde olalım. Yöresel mimarimiz de ahşap ve taş işçiliği ile meşhur olan bölgemizde yeniden bir canlanma sağlar.

Yemek kültürümüz de bölgemiz, için büyük bir kazanımdır. Yayla turizminin yaygınlaşması belki de, Türk insanının uluslararası alanda saygınlığının artmasına, belki örnek mimari de uluslararası bir talebin oluşturulmasına vesile olacaktır.

Yaylalarda, yöremize özgü yapılar teşvik edilmeli, yakışmayan hiç bir elbisenin yaylalarımıza giydirilmesine müsaade edilmemelidir.
Sürekli Dünyaya kendimizi anlatamamaktan şikâyetçiyizdir. Yayla kültürümüzde oluşacak olumlu gelişmeler dünyayı ayağımıza getirir.

Yaylalarımıza ve Karadeniz bölgemize ve dolaysıyla yöremize dünyanın cenneti diyorlar. Dünyada bu kadar değer taşıyan yöremiz, beldemiz ile ilgili tüm kararları, projeleri, fikirleri sadece yerel yöneticilerine bırakan, bu beldede ve yörede gelip yaşamış olan ya da yaşamakta olan herkesin; bu yöreye borçlu olduğunu ve de yapılan ya da yapılacak yanlışlardan sorumlu olduğunu düşünüyoruz.

İnsan beldesini, yöresini seviyorsa korumalı, yanlış yapılmasına seyirci kalmamalı. Neme lazımcılık yapmaktan kesinlikle kaçınmalı. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için düsturu asla akıldan çıkarılmamalı. Yaylada yeri yurdu olanlar da olmayanlar da gelecek nesillere sağlıklı yaşam ortamları bırakabilmek için el birliği yapmalı.

Gidebiliyor ya da gidemiyor olsak da bu yöre hepimizin. Daha doğru ifade ile gelecek nesillerimizindir.

Evet, beldemizden, yaylalarımızdan uzaklarda kalanlar, uzun bir süredir yaylalara çıkamayanlar, yaylaların suyuna, havasına, manzarasına, bir gece de olsa serin serin konaklamasına hasret kalan Gurbetçi Dostlar; uzun söze ne hacet… Şimdi yayla yapmanın tam zamanı: HAYDEN YAYLAYA…

Araştırmacı Yazar
Muhammet YAVRUOĞLU

FOTOĞRAFLAR:
Mustafa TÜRKYILMAZ









KUTLAMA!

Sevgili Muhammet YAVRUOĞLU

Nihayet,

TRABZON JURNAL

GOOGLE 

den yayına başladı.

HAYIRLI OLSUN.

Saygı ve Sevgilerimle...


Harun YAVRUOĞLU

TRABZON KARİKATÜRCÜLER ve
MİZAHÇILAR DERNEĞİ BAŞKANI

23 HAZİRAN 2010

'TRABZON JURNAL' DENEME YAYINI

GÜNÜN FIKRASI 

POLİTİKA

Çocuk babasına sorar:
"Baba politika nedir?"
Baba şöyle der:
"Bak oğlum, ben eve para getiriyorum,
öyleyse ben kapitalistim.

Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.

Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder,
öyleyse o da sendikadır.

Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.

Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın.
Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.

Söyle bakalım anlayabildin mi?"

Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.

Gece yarısı cocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır.
Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider.
Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz.

Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadir.

Dedesi de uyumaktadır.

Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile.
Çocuk hiç bir sey yapamadan yatağına geri döner.

Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını ister.

"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor...
Sendika uyuyor...
Hükümet uyuyor...
Halk dikkate alınmıyor...
Ve gelecek pislik içinde.

İşte politika budur..!

TRABZON JURNAL: 23.06.2010