
28 Temmuz 2010 Çarşamba
BAKTAD’dan Vali Kızılcık’a Ziyaret

27 Temmuz 2010 Salı
MUHTAR KALKIŞIM, KANSERE KARŞI DİRENİYOR
Muhtarın rahatsızlığı duyan herkes üzüldü. Çevresinde ve bürokraside çok sevilen ve Trabzon’un en yaşlı muhtarlarından olan Haydar Kalkışım, Gülbaharhatun ve Ortahisar mahallelerinin ve Atapark’ın gülü olarak anılıyor. Herkes muhtar Kalkışım’a moral verirken; “Sen bu hastalığı mutlaka yenersin Muhtar” diye latifede bulunuyorlar.
Epey zayıflamış ama muhtar Kalkışım’ın morali çok iyi. Nüktedanlığı hala devam ediyor. Bazı basın organlarında kendisi ile ilgili çıkan haberler onu çok etkilemiş. Konuşmalarında kendisine gösterilen vefa nedeniyle basına çok minnettar olduğunu vurguluyor. “’Dayan Muhtar iyi olacaksın’ diye başlık atan yayın organı beni ağlattı yahu” diyor.
Dert ortağı ve yardımseverliği ile tanınan ve çevresinde herkes tarafından sevilen ve sayılan muhtarın bu hastalığı yeneceğini umut ediyor ve Sevgili Muhtar Kalkışım’a Allah’tan acil şifalar diliyoruz.
HABER: Muhammet YAVRUOĞLU
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Bu Gece Berat Gecesi “KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN”
.jpg)
“Af ve mağfiret gecesi olan Berat Kandilinde, bilerek ya da bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, sıkılan ve bunalan ruhların Yüce Rabbimizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış büyük bir fırsat kapısı olduğunu'' belirtti.
BAKİ, bu gece Cenab-ı Hakk’ın kendisinden bağışlanma dileyenleri affedeceğini, içtenlikle yapılan duaları kabul edeceğini Hz. Peygamberimize müjdelediğini vurguladı
Ramazan ayının müjdecisi olan bu gecenin, inananların kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla suç ve yanlışlardan kaçınmaları, günahlardan arınmaları ve Allah-u Teâlâ’nın sonsuz rahmet ve merhametine iltica etmeleri gerektiğini hatırlatan BAKİ, şöyle devam etti:
''Berat gecesi, bilerek veya bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, sıkılan ve bunalan ruhların Yüce Rabbimizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış bir fırsat kapısıdır.
Bu mübarek geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini adeta unutup, sonu gelmez emeller ve hevesler peşinde koşuşturarak, koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı verir. Ayrıca Rabbimize, kendimize ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır. Bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek, geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkânı sağlar'' dedi.
Yaşadığımız dünyada, sadece ferdi ve ailevi mutluluğu değil, toplumsal hayatı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmeyi tehdit eden maddi manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığına dikkati çeken BAKİ;
“Kur'an-ı Kerim'deki: '’Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir’' müjdesinin farkına vararak, günah ve kusurlardan dolayı tövbe edilmesi gerekir.
İbadet ve dualarla Rabbimize yakınlaşmalı, Yüce Mevla’ya, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlayarak, yeni bir ümit ve kararlılıkla geleceğe bakma melekemizi güçlendirmeliyiz.
Kur'an'ın öğrettiği 'Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka kaybedenlerden oluruz' gibi dualar, tövbe istiğfarlar ve yakarışlarla beratımızı almamızın ancak, nüzulünün 1400. yılını idrak ettiğimiz hayat rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim'i anlamakla, yaşamakla, Sevgili Peygamberimizin bizlere miras bırakmış olduğu sünnetini ve evrensel ahlaki erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Bu gecenin, ülkemizin, İslam Âleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna, bütün müminlerin tövbe ve dualarının kabulü ile arınma ve affına vesile olmasını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.
Gündelik hayatın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere bir kandil olması dileğiyle aziz milletimizin ve bütün İslam âleminin Berat Kandili'ni kutluyorum” dedi.
HABER: Muhammet YAVRUOĞLU
Vali Kızılcık, Şehit Yakınları ve Gazilerle Bir Araya Geldi
“Bir şehidimizin çocuğu bana ‘şehit ailesi değerli midir?’ diye sordu. Bende kendisine şehit ailesinin, gazi ve gazi yakınının bizim için ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalıştım.
Toplumları toplum, vatanları vatan yapan özel değerlerin başında şehitlik ve gazilik mertebesi gelmektedir. Sizler bulunduğunuz, girdiğiniz her toplumda başınız dik ve gururla dolaşmayı hak eden özel, müstesna insanlarsınız.
Biz her zaman askerimizle, polisimizle idaremizle sizlerin emrinizdeyiz” dedi.
“Şehitlerimizin bizlere emaneti çocuklarımızın en iyi şekilde okutulması, yetiştirilmesi, vatan ve millet için faydalı birer fert olarak, diğer emanetlerine en iyi şekilde bakabilmeleri için biz her türlü desteği yapmaya hazırız. Bu bizim görevimizdir.
Görevimizi yapamadığımız durumlarda lütfen sizler hatırlatın. Tüm gücümüzü seferber ediyoruz ve etmeye de hazırız.”
HABER: Mıuhammet YAVRUOĞLU
‘Haçkalı Hoca Baba’ Dualarla Anıldı

Dün(25.07.2010 Pazar) Trabzon Belediyesi ve Düzköy Belediyesi’nin Trabzon Düzköy(Haçka) Yaylasında ortaklaşa düzenlediği 14. Geleneksel Haçkalı Hoca Baba’yı Anma etkinliklerinde Büyük Tasavvuf Âlimi, Gönüller Sultanı Haçkalı Hoca Baba dualarla anıldı.Anma töreninde bir konuşma yapan Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, konuşmasında yoğun katılımlarından ötürü davetlilere teşekkür ederek;
“2004 yılından bu yana burada insanlarımızın moral ve manevi değerlerinin birlikte paylaşıldığı hizmeti kesilmişti. Allah nasip eyledi ve halkımız da lütfettiniz aynı manevi yolun hizmetkarı olmayı bizi tevdi ettiniz. Biz bundan şeref ve onur duyuyoruz. Bizim vazifemiz, manevi yolcuların yolcularına hizmet ve en küçük bir katkıda bulunabilmektir. Bunu başarabilmişsek ne mutlu bize” dedi.
Ardından söz alan Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık ise Haçka Yaylası yolunu geçen yıl verdikleri söz doğrultusunda asfaltladıklarını kaydederek,
“Geçen yıl bu zaman benden, bu yolun asfaltlanması istenmişti. Bizde buradan sizlere söz vermiştik, devlet olarak verilen sözün yerine getirilmiş olmasından duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Geri kalan eksikliklerin de yerine getirilmesi sizlerin hak ettiğiniz kalitede hizmete kavuşabilmeniz için çaba sarf etmek, bunları yerine getirmek bizlerin borcudur” diye konuştu.
”Buraya katılan herkesi, Haçkalı Hoca Baba’ya olan vefa duygularından dolayı tebrik etmek istiyorum. Ancak Haçkalı Hoca Baba’yı anma merasiminin anlamlı hale gelebilmesi için Haçkalı Hoca’nın kişiliği, hayatı ve ahlakından da istifade etmemiz lazımdır. Zira Haçkalı Hoca gibi gönül erleri kendilerine iltifat etmesinden ziyade iltifat edilecek kişiler yetiştirmeye daha çok önem vermişlerdir.
Bu nedenle bu merasimin kendi muhasebemizi yapmak açısından ayrıca önemli bir fırsat olduğunu düşünmemiz lazım. Bu vesileyle bir hatamızı daha düzeltebilirsek o zaman Haçkalı Hoca’nın ruhunu gerçek anlamda şad etmiş oluruz.
Bu ülkenin her yerinde öyle güzel ve müstesna insanlar yetişmiş, öyle gönül erleri filiz vermiştir ki, o insanlara bakınca bu ülkenin gücünün nereden kaynaklandığını daha iyi anlıyoruz. Hamdolsun, Milletimiz; o gönül erlerinin kıymetini bilmiş ve onları başının üstüne taç etmişlerdir” dedi.
Türkiye’nin bu tarihi mirasıyla coğrafyası, genç nüfusuyla önümüzdeki yüzyılın en önde gelen ülkelerinden biri olmaya aday olduğunu vurgulayan Bakan Ergün;
“Onun için bu manevi iklime ihtiyacımız vardır. Milletimizin duaları büyüklerin himmeti, sizlerin gayret ve destekleriyle Türkiye gelecek yüzyılın en büyük devletlerinden olacaktır. Bu güzel ülkeyi dünyanın en önde gelen ülkelerinden birisi haline getireceğimize inancımız tamdır.
Nasıl Türkiye dünyanın en saygın ülkelerinden biri olma yolunda ilerliyorsa, ekonomisi nasıl üst noktalara gelmişse 2023 yılına kadar dünyanın ilk on büyük ekonomisinden birisi olacaktır. Türkiye daha hızlı ilerlemeli daha hızlı koşmalıdır.
Türkiye üzerindeki ağırlıkları kenara bırakmalı ayağındaki prangaları çözmelidir, milletimizden istediğimiz şudur daha hızlı yükselen bir Türkiye istiyorsak, 12 Eylül tarihinde yapılacak olan Türkiye’nin üzerindeki ağırlıkları kenara koymak ve prangaları çözmektir. Bu da milletin elinde olan bir şeydir. Millet bu kararı kendisi verecektir. Biz milletimize her zaman güvendik ve yine güveniyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Trabzon Belediyesi mehter takımı bir konser sundu. Daha sonra Trabzon Belediyesi’ne bağlı sporcular bir gösteri yaptı. Son olarak, Erkan Mutlu’nun konseri ve semazen gösterisinin ardından anma töreni sona erdi.
HABER: Muhammet YAVRUOĞLU
TRABZON BELEDİYESİ GENÇLİK MECLİSİ AÇILDI



Trabzon Valisi Dr. Recep KIZILCIK, Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyet'i kurarken Trabzon’lular'ın Atatürk'ün en yakınında ve en büyük destekçilerinden olduğunu belirterek,
Bakan Özak şöyle konuştu: "Küresel düzeyde çok hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dünyada gençler her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Konuşmaların ardından gençlik meclisinin oluşmasına katkılarından ötürü Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz ÖZAK'a, Trabzon Valisi Dr. Recep KIZILCIK'a, Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi GÜMRÜKÇÜOĞLU'na ve KTÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim ÖZEN'E birer plaket verildi.25 Temmuz 2010 Pazar
ARAŞTIRMACI-YAZAR İHSAN TOPALOĞLU HAYATINI KAYBETTİ
20 gün önce geçirdiği beyin kanaması sonucu tedavi altına alınan, Rize Pazar İlçesine bağlı Suçatı Köyü'nden olup, Yapı ve Kredi Bankası Akçaabat Şubesi çalışan Araştırmacı Yazar İhsan TOPALOĞLU'nun beyin kanaması nedeniyle tedavisi sürerken, dün yaşama veda etti.
İhsan TOPALOĞLU'nun cenazesi bugün Rize Pazar Sahil Camii'nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından, Suçatı Köyü'ndeki aile kabristanlığında toprağa verildi.
Merhum TOPALOĞLU, işinin dışında araştırmacı-yazar olarak birçok esere imza atan attı. Topaloğlu, cana yakınlığı, insancıllığı, dürüstlüğü, sevecen kişiliğiyle araştırmaya, doğruluğa, dürüstlüğe ve vefaya önem veren bir kişi idi.
Fatih Sultan KAR kardeşimizin dediği gibi;
“ O bir Rize sevdalısı idi. Maddi imkânsızlıklar içerisinde durmadan yılmadan, Rize ile ilgili araştırmalar yapar ve bunları yayınladığı kitaplarla, insanlarla paylaşırdı. Yıllık izin için memlekete geldiğimde haberleştik ve Trabzon’da Taksim Meydanı’nda buluştuk. Benim için ayırdığı Rize ile ilgili kitaplar kucağında çıka geldi. O gün akşama kadar beraberdik.
Trabzon’da ‘Kıyı Dergisi’ne, Fotoğraf Sanatçısı ve Yazar Süleyman İSKENDER’e, Gazeteci Yazar ve Matbaacı Nevzat YILMAZ’a, Uzun Sokak’taki sahaf amcaya uğradık. Ertesi gün memleketi olan Rize Pazar’a giderken bana uğrayacaktı.
Uğramayınca aradım. Telefona çıkan yenge hanım acı haberi verdi. İhsan bey, beyin kanaması geçirmiş ve bir tarafı felç olmuştu. Ve bugün Gazeteci ağabeyim Faik Bakoğlu aradı. ‘İhsan’ı kaybettik’ dedi. Aslında biz onunla çok şeyler kaybettik. Onun heyecanı, onun üretme arzusu, Türk kültürüne çok şey kazandırmıştır.”
Karadeniz Yazarlar Birliği(KYB) Genel Başkanı İsmail FANDAKLI:
“Acı haberi yeni aldım. Kaç gündür çalıştığım gazetenin görevlendirmesi nedeniyle seyahatte bulunuyordum. Babam Ali Kemal FANDAKLI’nın 5-6 gün önce aniden rahatsızlanması nedeniyle Trabzon’a döndüm ve geçen cuma günü de babamı kaybettim. Daha babamın acısı taze iken araştırmacı yazar dostum İhsan TOPALOĞLU’nun vefat haberi ile sarsıldım.
İhsan TOPALOĞLU, amatör olmasına rağmen profesyonelce çalıştı, araştırdı, yazdı, yılmadı, bıkmadı ve birçok esere imza attı. O, amatör ruhla profesyonelce tarihe çok önemli notlar düşmüştür.
Doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği topraklara, bölgesine, Rize tarihine ve Türk kültürüne çok önemli katkıları olmuştur. Bana göre, İhsan Topaloğlu’nun en önemli yönü araştırmalarında asla taraf olmamıştır. Tamamen tarafsız bir bakış açısıyla eriştiği bilgi ve belgelere eserlerinde yer vermiştir. O, Rize, Pazar ve bir Karadeniz daha doğrusu bir Türk ve Türkiye sevdalısı idi.
Daha kısa bir süre önce baskı aşamasında olan bir kitabının ilk incelemesini bana yaptırdı. Tashih aşamasındaydı. Ama ne yazık ki, eserinin baskısını göremeyecek.
İhsan TOPALOĞU’nun ani ölümü nedeniyle değerli bir dosttan ayrılmak ve başarılı bir yazarı kaybetmekten dolayı çok üzgünüm. O, bölgemizin çok kıymetli bir değeri idi. O'nun vefatına inanın çok üzüldüm. Ben, babamın vefatından sonra bir daha yıkıldım. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor, acılı ailesine ve onu seven binlercesine sabırlar diliyorum. Onu çok özleyeceğiz. Mekânı cennet olsun.” Dedi.
‘Pazar Tarihi’nin basımını göremeyecek
Fatih Sultan Kar:
“İhsan Topaloğlu; Sürekli eserler üretiyor, yetkililerin ve etkililerin duyarsızlığından yakınıyordu. Buluştuğumuz gün son çalışması ‘Pazar Tarihi’nin son düzeltmelerini almış ve eserini birlikte Trabzon’ da Esen Ofset Matbaası’na teslim etmiştik.
İhsan Rize Pazarlı idi ve Pazar’ı da çok severdi. Pazar ilçesinin tarihini anlatan bu eserin yayınlanması ve gelecek nesillere ulaşması için Pazar Belediye Başkanı Ahmet BASA ve Başkan Yardımcısı Hasan KİRAZ’a sesleniyorum; ‘Bu eseri yayınlamak size yakışır. Sağlığında değerini bilemediğimiz bu güzel insanın bari yayına hazır eserlerine sahip çıkalım.” Dedi.
Rize, Pazar ve Karadeniz’in ve Büyük Türk Milletinin ve Büyük Türkiye’nin gerçek aşığı olan ve yakından tanıma mutluluğuna eriştiğim, değerli dostumuz, değerli Araştırmacı Yazar İhsan TOPALOĞLU’nun Hakk’ın rahmetine kavuşması nedeniyle kendisine Allah’tan rahmet ve ailesine, Rize ve Pazar’lılara ve Akçaabat’lılara, ailesine, eş dost, akraba ve tüm sevenlerine sabrı cemil niyaz ederiz.
İhsan Topaloğlu Kimdir?
1966 yılında Rize Pazar Suçatı (Apso) Köyün’de doğdu. 1982 yılında Pazar lisesinden mezun oldu. Özel nedenlerle yüksek tahsiline devam edemedi. 1983-1985 yılları arasında Ankara Keçiören ilçesinde bir süre gazete dağıtıcılığı yaptı. Bu yıllarda ilk yazılarını ‘Türkiye Gazetesi’nde yayınlanmaya başladı. 1994 yılında İstanbul’da ‘Rize Kaçkar Gazetesi’nde muhabirlik yaptı. Bundan sonra bir bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladı. Birçok yerel ve ulusal gazetede Rize ve Yöresinin Tarihi, Kültürü üzerine yazılar yazdı.
Yayınlanmış eserleri:
“Makaleler ve Şiirler” 1993-İstanbul, “Rus İşgalinde Rize” 1997-Trabzon, “Bölge Tarihinde Rize” 1998-Trabzon, “Rize Folklorunda Tulum, Horon ve Düğünler” 2005-Trabzon, “Rize’de Eski Köy Düğünleri” 2006-Trabzon, “Rize'nin Kurtuluşu 1916- 1918” Çınar Eğitim Kültür Yardımlaşma Derneği Yayını 2007-Trabzon, “Bir Köy Monografisi Rize Pazar Suçatı (Apso) Köyü” 2008-Trabzon.
Yayına hazır bazı eserleri:
“Milli Tarihimizde Pazar”, “Türkiye’de Çay ve Çayın Tarihçesi”, “Yöre Toplumunda Atmacanın Yeri”, “Osmanlı Döneminde Rize ve Çevresi”, “Rize’nin Folklor Özellikleri”, “Ardı şen Ardeşen”, “Rizeli Topal Osman’ın Hayatı ve Şiirleri”, “Rize’de Yetişen Ürünler”, “Nasıl Yazar Oldum(Roman)”, “İçimdeki Duygular (Şiirler)” ve “Rize İlçelerine Ait Belgeler”. (Not: Y.Kaynak: www.pazar53.com)
HABER: Muhammet YAVRUOĞLU
BAKAN ERGÜN, TRABZON’DA İŞ DÜNYASIYLA BİR ARAYA GELDİ
Ergün burada yaptığı konuşmada, Halkın şiddetle karşı çıkmasına rağmen bazı resmi zevat tarafından izin verilmesi istenen 15 Ağustos’ta Maçka Sümela Manastırı’nda yapılacak olan ayine de değindi. Ergün,
“Bazen elimizdeki fırsatı tehdit olarak görüyoruz. Burada bir takım tarihi eserler var. Sümela manastırı var. Dağın başında bir tehdit olarak mı, fırsat olarak mı duruyor, bunu çok iyi bir şekilde değerlendirmek lazımdır” dedi.
Bakan Ergün: “Buradaki turizm potansiyelinin daha da artmasıyla, turizm potansiyeli güçlendirecek aktivitelerle burada işadamlarımız arasındaki tanışıklığın meydana getireceği yeni işbirlikleri Rusya Pazarlarına aktif açılma olanakları bütün bunları sivil toplum örgütleri ve ileri gelenleri olarak elimizde hangi fırsatlar var. İçe kapanarak, Türkiye mesafe alamaz. Dışa açılacak ve ürettiği ürünleri dünya pazarlarına pazarlamak gerekir.”
“Projelere 100 bin lira destek veriyoruz. Bu gençler batırır parayı diyorlar. Batırırsa batırsın. Bu memleketin parasını kafası çalışan adam batırsın batıracaksa… Bundan sonra projesi olana her şey var. Para var, yeter ki, sen proje yap. Şimdiye kadar 180 kişiye destek verdik. Bunların içinden birkaç tanesi başarılı olsa, al sana işte Türkiye’nin Bil Gates’i.”
“Üniversite ile ilişkinizi kesmeyin. Karşılıklı etkileşim olmalı. Halk bizi etkilemesin diye üniversite içine kapanırsa böyle üniversite olmaz. Kapılarınız birbirimize açık olacak. Üniversitenin kapısı sanayiciye, halka açık olacak. Sekiz yıl içinde teknopark sayısı 2’ den 38’ e çıktı. Bin 300 firma teknoparklarda teknolojik araştırma yapıyor. 12 bin civarında mühendis, öğretim üyesi, teknik eleman; 4 binden fazla proje üzerinde çalışıyor”
Türkiye’nin ihracatının tam bir işbirliği ile kamu ve özel sektörünün 132 milyar dolara çıktığını belirten Bakan Ergün;
“Ülkemiz krize en son giren ve en erken çıkan ülke oldu. Bunun en büyük etkeni pazarlarımızı çeşitlendirmemiz ve tedbir almamızdı. Kamu maliyesi ve finans sektörü açısından örnek gösterilen ülkelerden biriyiz.
Her KOBİ’ye aynı desteği verme dönemi bitti. KOBİ’lerin kendi özelliklerine uygun esnek destekler vereceğiz. Siyaset ve sosyal engelleri de kaldırmamız gerekir. Ülkenin siyasi ve sosyal riskleri çok yüksekse engeller kaldırılmazsa istediğimiz kadar destek verelim, bunlar kalıcı gelişme sağlamaz. Siyasi riskler yüksekse kimse uzun vadeli kalıcı yatırım yapmaz. Üretimi bırakın harcama bile yapılmaz. Ayakkabı gömlek bile almaz insanlar. Yabancı paraya ve altına yönelir. Siyasi riskler sosyal riskler ekonomide böyle tahribatlar meydana getirme gücüne sahiptir. Gerçek ekonomik kalkınma güçlü demokrasi ve iyi işleyen hukuk sistemiyle yakından ilişkilidir”
“Sivil tartışmalarla olgunlaşmış bir anayasaya ihtiyacımız var. 82 Anayasasını tartışmak yasaktı. 3 ay tartışmış olsaydık, o zaman 30 yıldır tartışmazdık. İnsanlar bunu tartışamadılar bile. Hele bir 15. Madde var. 30 yıl sonra hala böyle bir ayıbın Anayasamızda bulunması ne kadar doğru?
Bunun orada bulunuyor olması bile başlı başına bir ayıp. Yapılan yanlışların yargılanamazlığını Anayasada hüküm olarak tutmak başlı başına yanlıştır. O nedenle onu da kaldırıyoruz” dedi.
HABER&FOTOĞRAFLAR: Muhammet YAVRUOĞLU
TES-İŞ Sendikası Trabzon Şubesi’nin 9. Olağan Genel Kurulu Yapıldı
158 delegesi bulunan TES İŞ Trabzon Şube Başkanlığı yönetim, denetim ve disiplin kurullarını belirlemek için oy kullanma işlemine geçildi. Delegeler mevcut yönetim kurulu başkanı Cengiz Han Gündoğdu’nun hazırladığı tek liste için oy kullanıldı.
Sandık Kurulundan alınan bilgiye göre, seçime tek aday ve tek liste ile girilen 9.olağan genel kurul seçimlerinde, aşağıdaki listedeki organlar için isimleri belirtilen adaylar seçime katıldı.
Şube Başkanlığı
Yönetim Kurulu Asil üyeliği
1-Şube başkanlığı: Cengiz Han Gündoğdu
2-Şube sekreterliği: Ayhan Saka
3-Şube mali sekreterliği: Şükrü Kurt
4-Şube Teşkilanma sekreterliği: Munip Koç
5-Şube Eğitim Sekreterliği: Asım Günay
Yönetim Kurulu Yedek üyeliği
1-Halil Memiş
2-Dilaver Özmen
3-Hayyam Genç
4-Şerafettin Güngör
5-Selim rakıcı
Denetleme Kurulu Asıl Üyeliği
1-Ruşen Çapkın
2-Ali Ekici
3-Tan Kurt
Denetleme Kurulu Yedek Üyeliği
1-Ali Kemal iskenderoğlu
2-Mehmet Yahşi
3-Ali Alemdağ
Disiplin Kurulu Asıl Üyeliği
1-Mustafa Yazıcı
2-Mustafa Çebi
3-Şener Aydoğdu
Disiplin Kurulu Yedek Üyeliği
1-Cengiz yavuz
2-Özcan Turan
3-Hüseyin Yılmaz
Üst Kurul Delegeliği
1-Cengiz Han Gündoğdu
2-Mustafa Yazıcı
3-Yaşar Uzun
4-Veysel çelik
5-Coşkun Çolak
6-Erkan Reisoğlu
7-Hüseyin tatar
8-Ali Keçeci
9-Ali Olgun
Aday olmuşlardır.
Yapılan oylamada katılım oranı %95 çıvarındadır. Seçime tek liste halinde girildiğinden rekabet yaşanmamıştır. Cengiz Han Gündoğdu oyunu saat 15.30 civarında kullandı. Eski başkan oyunu en son kullananlar arsındaydı.
Cengiz Han Gündoğdu yaptığı açıklamada,
“09 Eylül 2006 tarihinde bizlere verdiğiniz görevi yaklaşık 4 yıl layıkıyla yapmaya çalıştık. Eksiklerimiz, hatalarımız mutlaka olmuştur. Ancak bunlar kesinlikle isteyerek yapılmamıştır.”
“Sizler neyi takdir etmişseniz onları yapmaya, o doğrultuda yürümeye çalıştık. Yönümüz size, yolumuz sizin yolunuz olmuştur. Her Adımızda bunları asla unutmadık, unutturmadık, unutturmayacağız da…”
“1987 yılından başlayarak, işçi sınıfımız ve sendikal hareket yükselen bir mücadele sürecine girmişti. Ücret kayıpları önemli ölçüde geri alınmaya başlanmıştı. Demokrasinin işçi sınıfının ideolojisi, demokrasinin gerçek savunucularının da emekçi halk olduğu daha iyi anlaşılır hale gelmişti.
Fakat 1984 yılında kriz ile başlayan süreç bu olumlu gidişi maalesef sekteye uğratarak tersine dönüştürmüştür. Daha sonra kriz izleri derinleşerek yeni krizlerin oluştuğu ve iktidarların hızla değiştiği bir sürece girilmişti.
Bu süreçte bazı iktidarlar lehimize ufak tefek bazı düzenlemeleri ancak günü kurtarmak uğruna yapmışlardır. Devam ettirilen özelleştirme ve taşeronlaştırmalar işçi sınıfının ve sendikalarımızın sürekli kan kaybetmesine neden olmuştur.”
“Sendikal alanda özgürleştirme sağlanmadan demokratikleşme sağlanamaz. Bu alanda demokratikleştirme sağlanmadan da, ülkemizde demokrasi, tüm kurum ve kurallarıyla kurulamaz, yerleşemez, işleyemez.”
“Bugün işçi hareketine bakıldığında, uzun süredir dip noktalarda seyrettiğimiz bir gerçektir. Sanki mücadeleci sendikaların da mücadeleci anlayıştan uzaklaştığı, sendikalarımızın birçoğunun yardımlaşma derneklerine dönüştüğü, işçilerin birliğini, bilincini, dayanışmasını sağlayan ve geliştiren, işçi sınıfının mevzisi olması gereken sendikalarımızın ne yazık ki, bunun çok gerisinde kaldığı, sendikacılığın nefer olmaktan çıkarak, adeta sivil toplum temsilciliğine dönüşmekte olduğunu üzülerek görmekteyiz.
Bu değişim sendikalarımızı, bir sendika olmaktan çıkarmakta yukarıdan aşağıya emir komuta zinciri ile yönetilen işyerlerine dönüştürmektedir. Bugün sendikalarımızın krizin eşiğine gelmesinin başlıca sebeplerinden bir de budur.”
“Son günlerde özelleştirme furyası sendikamız iş kolunda pervasızca devam etmektedir. 21 Elektrik Dağıtım Şirketinden 3 tanesi dışında tamamı özel sektöre teslim edilmek üzeredir. Kalan 3 dağıtım şirketi için ihale hazırlıkları maalesef yapılmaktadır.
Devir aşamasında olan dağıtım şirketlerinden birisi de bizim faaliyet alanımızdaki ÇORUH EDAŞ’tır. Şube yönetim kurulu olarak, bölgemizin elektrik dağıtımını yapan ÇORUH EDAŞ Şirketinin özelleştirme sürecinde elimizden geldiğince mücadele etmeye, yanlarında olduğumuzu ve tam destekle arkalarında durduğumuzu hissettirmeye çalıştık.
Ama ne yazık ki, özelleştirmenin acı yüzünü devir işlemi yapan dağıtım bölgelerinden sonra yöremizde de çokça emekli vererek, gördük.”
Değerli arkadaşlar, şurası iyi bilinmelidir ki, siyasetçiler özelleştirdikleri iş yerlerindeki işsiz bırakacakları insanları düşünmek zorundadır.
Hükümet edenlerin temsilciliğini yapanların bu insanlar için neler yaptıkları, yapacakları gözlem ve takibimiz altında olacaktır” dedi.
HABER&FOTOĞRAF: Muhammet YAVRUOĞLU
BAZI FOTOĞRAFLAR:
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün
Ziyaret sırasında duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Kızılcık, Bakan Ergün’ün sivil toplum kuruluşları Trabzon’a daha fazla nasıl destek verilebilir konusunda görüşme yapacağını söyledi.Trabzon’un çok önemli bir şehir olduğunu belirten Bakan Ergün,
“Öncelikle Trabzon ilimiz gerçekten tarihi kökleri itibariyle Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri. Trabzon, Türkiye’nin en büyük cazibe merkezlerinden biridir. Trabzon’un bu merkezi hüviyetini yeni bir takım aktivitelerle güçlendirmek gerekiyor” dedi.
Bakan Ergün, Anadolu şehirlerinin, Karadeniz ve Akdeniz limanlarıyla buluşturulması gerektiğini ifade ederek,
“Anadolu’da da çok büyük bir dinamizm var. Ama bu dinamizmin liman şehirleriyle buluşması halinde ülke topluca büyük bir dinamizm kazanmış olacaktır. Bugün yapılan çalışmalardan bazıları da bu istikamettedir. Hem Anadolu boydan boya kendi içerisinde duble yollarla örülmekte, karayolu ulaşımı geliştirilmekte, havayolu ulaşımı son derece büyük bir inkişaf içerisinde. Havayolunda artık neredeyse atıl bir havaalanımız kalmadığı gibi, yetmez hale geldi hava alanlarımız. Yeni yeni havaalanları da yapma durumundayız” dedi.
Demiryolu projelerine de son derece ağırlık verildiğini ifade eden Ergün, şöyle devam etti:
“Demir ve deniz yoluyla, Anadolu boydan boya demiryollarıyla örülüyor. Kars-Tiflis-Bakü tren yolu bunlar basitmiş gibi görünüyor ama bunlar böyle değil. Bunlar Londra’dan Pekin’e kadar çok uzun bir tren yolu ağını birbirine bağlayan bir projedir. Hızlı koşmamız lazım. Ayağımızdaki prangaları sökmemiz lazım”
Daha sonra ziyaretin anısına Vali Kızılcık, Bakan Ergün’e, telkariden yapılmış kahve fincanı hediye etti.
HABER: Muhammet YAVRUĞLU

